Gördüğümüz kadarıyla okul; toplumdaki uzlaşmaz sınıflardan iktisadi açıdan egemen olan, bu nedenle politik açıdan da egemen olan sınıfın kendi cebini şişirtme uğruna şekillendirdiği zırvalıkarın bilinçsiz yığınlara verildiği insan eğitme kurumudur !
Özgürlük kocaman bir sözcüktür ve yanına gelen kelimeye göre şekil değiştirir. Özgürlük tek başına “hiçbir koşula bağlı olmayan, serbest olan” anlamındadır. Doğaldır ki özgürlük hepimizin o nadide zihninde olumlu bir rüzgar estirir. Ama piyasa özgürlüğü bayrağı altında en yağmacı savaşlar verilmiştir, sanayi özgürlüğü bayrağı altında çalışan halk soyulup soğana çevriliştir.
Sözüm o ki; özgürlük, tek başına yaşandığında sanıldığı kadar güler yüzlü değildir. Çünkü bir insanda, -bu tür özgürlüklere ne kadar karşı olsak da- başka bir insanın özgürlüğünü sınırlama özgürlüğü ve yine aynı şekilde bir burjuvada bir proleterin emeğini sömürme özgürlüğü de vardır.
Oysa özgürlüğün michael jackson tarzı çirkin yüzünü onu sınırlandırarak kapatmak gerek. Bunu ancak eşitlik yapabilir ve ancak böylece ciddi ciddi özgürlükten söz edilebilir !
Öyleyse okulumuz hem özgürlükçü hemde eşitlikçi bir yapıda olacaktır !
Okullarda verilen yanlı eğitime, idare öğretmen ve veli gibi öğrencileri köleliğe iten hiyerarşi ve statülere, sınırlandırılmış zaman ve kesinleşmiş konularla yapılan eğitime baş kaldırırcasına açılmış bir özgür okuldur !
Bu okulda istenilen ders dünyanın istenilen yerinde istenildiği zaman istenildiği kadar görülür, istenildiği zaman ara veya son verilir. Böylece öğrenici ( öğrenci şeklinde emir kipi kullanmıyoruz ) kendi isteği doğrultusunda kişiliğini geliştirir ve gerçekten bilgiye ulaşmış birey ortaya çıkar. Sıınav derdi yoktur, bilgi zorla değil isteyerek öğrenilir, hiçbir ücret ödenmez !
Bu özelliğinin yan sıra genel olarak ders yardımcısı statüsünde bir internet sitesidir. Ve bu amacada hizmet etmek için elinden gelen uğraşı gösterir.
“Kaynaşmış bir grup halinde, sarp ve zorlu bir yolda, birbirimizin ellerine sıkı sıkıya sarılmış olarak ilerliyoruz. Düşman tarafından her yandan sarılmış durumdayız ve bunların ateşi altında hemen hemen hiç durmadan ilerlemek zorundayız. Özgürce benimsediğimiz bir kararla, düşmanla savaşmak amacıyla, daha başında kendimizi tek başına bir grup olarak ayırdığımız için ve uzlaşma yolu yerine mücadele yolunu seçmiş olduğumuz için, bizi suçlayan kimselerin bulunduğu yakınımızdaki bataklığa çekilemmek amacıyla birleşmiş bulunuyoruz. Ve şimdi aramızdan bazıları şöyle bağırmaya başlıyorlar: gelin bataklığa gidelim! Ve onları ayıplamaya başladığımız zaman da, karşılıkları şu oluyor: ne geri insanlarsınız! Sizi daha iyi bir yola çağırma özgürlüğünü bize tanımamaktan utanmıyor musunuz? Evet beyler! Yalnızca bizi çağırmakta değil, istediğiniz yere, hatta bataklığa bile gitmekte özgürsünüz. Aslında bize göre sizin gerçek yeriniz bataklıktır, oraya ulaşmanız için size her türlü yardımı yapmaya da hazırız. Yeter ki ellerimizi bırakın, yakamıza yapışmayın ve o büyük özgürlük söcüğünü kirletmeyin, çünkü biz de dilediğimiz yere gitmekte “özgürüz”, yalnızca bataklığa karşı değil, yüzlerini bataklığa doğru çevirenlere karşı da savaşmakta özgürüz !”

